HAMİLELİK VE SLE (SİSTEMİK LUPUS ERİTEMATOZUS)

GEBELİK VE SLE (SİSTEMİK LUPUS ERİTEMATOZUS)
HAMİLELİK VE SLE (SİSTEMİK LUPUS ERİTEMATOZUS)
SLE (sistemik lupus eritematozus) nispeten yaygın bir hastalıktır. Çocuk sahibi olacak yaşlarda ortaya çıkar. Gebelikle birlikteliği birçok kompleks klinik probleme yol açar çünkü immün sistemde açıklanması güç bir rahatsızlık ve çoklu organ tutulumu vardır. Gebelik immünolojisi olayı komplike eder. SLE hastalarının gebe kaldığında 1/3’ünde şikayetlerde hafifleme izlenir, 1/3’ünde şikayetlerde artma izlenir, 1/3’ünde bir değişiklik olmaz.

Eğer gebe kalmadan önce en az 6 aydır hastalık sessiz fazda ise, böbrek tutulumu ve proteinüri yoksa, gebelikte süperempoze preeklampsi gelişmemişse, antifosfolipid antikorlar negatifse SLE’nin gebelikte daha sorunsuz ilerlemesi beklenir.

Gebelikte SLE’ye bağlı en sık rastlanan durumlar, tekrarlayan düşükler, intrauterin gelişme geriliği, erken doğum, preeklampsi, neonatal lupus ve ölü doğumdur. SLE’ye bağlı tekrarlayan düşükler sıklıkla antifosfolipid antikorlarla ilgilidir.

SLE hastalığı olan gebeler düzenli olarak kadın doğum doktorları ve romatoloji doktorları tarafından değerlendirilmektedir. Gebeliğin son döneminde bu takipler haftada bir olmalıdır. Bebeğin gelişimi de sıklıkla takip edilmelidir.

Gebelik dönemi safra kesesi taşı

HAMİLELİKTE( GEBELİKTE) SAFRA KESESİ TAŞI

Gebelik dönemi safra kesesi taşı oluşumuna yatkınlık yaratan bir dönemdir. Hamilelerin yaklaşık %5-10’unsa safra kesesi taşına rastlanır. Hamilelikte artan östrojen ve progesteron hormonları ve değişen kolesterol-yağ dengesi safra kesesinde taş oluşumunu arttırabilir. Progesteron hormonu safra kesesi hareketlerini azalttığı için taş olulumuna yatkınlık yatatırken, östrojen hormonu safra salgısındaki kolesterol oranının artmasına neden olarak taş oluşumunu arttırır.
Annenin hamilelik ve doğum sayısı arttıkça safra kesesinda taş olma olasılığı da artmaktadır.

Tedavi:
Safra taşı olan hamilelerin büyük kısmında herhangi bir şikayet veya belirti bulunmaz. Şiddetli karın ağrısı ve akut kolesistit belirtileri varsa ameliyat tedavisi gerekebilir ancak gebelikte mümkün olduğunda şikayetler ilaç tedavisi ile geçirilir ve ameliyat doğum sonrasına ertelenir. Çok zorunlu acil hallerde amelitar kaçınılmaz olur, bu durumda ameliyat için en uygun dönem gebeliğin ikinci trimesteridir (4-6 aylar arası).
Safra kesesi taşlarının nadiren safra yollarını tıkaması neticesinde sarılık meydana gelebilir.

gebeliklerde de tekrarlama eğilimi

GEBELİK İNTRAHEPATİK KOLESTAZI (GEBELİK KAŞINTISI)

Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı (GİK) (pruritus gravidarum, ikterus gravidarum) safranın karaciğerde birikmesi anlamına gelir. “Obstetrikal Kolestaz” yani gebeliğe bağlı safra birikmesi olarak da adlandırılır.Gebeliğin 3. ayından sonra ortaya çıkar.Gebeliğe bağlı gelişen bir durum olduğu için genelde doğumdan kısa bir süre sonra kaybolur. Tanı konulurken safra kesesi taşı ve karaciğer iltihabı olmadığından emin olunmalıdır. Tanı yapılan ultrasonografi ve kan tahlilleriyle kesinleştirilir. Yaklaşık 500-1000 gebelikte bir rastlanan bir hastalıktır.

Gebelik kolestazının nedeni henüz aydınlatılamamıştır. Estrogen ve progensteron hormonlarının (özellikle östrojen) hastalığın gelişmesinde rol oynayabileceği düşünülmektedir İlk belirti kaşıntıdır. Genelde 7. ve 8. aylar arası başlar. Öncesinde bulantı, kusma, karın ağrısı gibi kaşıntının habercisi olan şikayetler oluşabilir. Ciltte herhangi bir anormallik görülmez. Kaşıntı genelde karın bölgesinden başlar, gövdeye, bacak ve kollara, avuç ve tabanlara yayılabilir. Daha ciddi durumlarda göz kapaklarında ve ağız içinde de kaşıntı oluşabilir. Kaşıntı genelde doğumdan 3-7 gün sonra azalır. Kaşıntı genelde tedaviye cevap vermez. Ilımlı kaşıntılarda serin banyo, yumuşatıcı ve nemlendirici kremler önerilebilir. Hastaların %10-15’ inde sarılık gelişebilir. İdrar koyulaşır ve dışkı rengi açıklaşır.

Kanda safra asitleri (kenodeoksikolik asit, deoksikolik asit, kolik asit) , alkalen fosfotaz, 5′-nükleotidaz ve bilirubin düzeyleri yükselir. Karaciğer transaminaz enzimleri (ALT, AST) normal veya hafif yüksek olabilir. Serum total ve direkt bilirubin seviyelerinde hafif veya orta derecede artış izlenir.

GİK gebelik ile ilgili bazı riskleri beraberinde getirir. Bunlar arasında prematürite, erken doğum, amniyon suyunun mekonyumla (bebeğin dışkısı) kirlenmesi, kalp atım hızında anormallik sayılabilir. Bu nedenle hastalık sırasında sıkı gebelik takibi, fetüsün sık monitorize edilmesi, annedeki rahatsızlıkların giderilmesi ve K vitamini desteği yapılması gerekmektedir.

Genellikle daha sonraki gebeliklerde de tekrarlama eğilimi gösterir.